NART
NART

GİRİŞ
Kullanıcı Adı

Şifre





>Üye Değilim     >Şifremi Unuttum

ETİKET BULUTU

MÜZİK ÇALAR
13
apsuva
2
9
1

Nart Ajans Reklam

KAFKAS VAKFI'NIN NALÇİK OLAYLARI DEĞERLENDİRMESİ

KAFKAS VAKFI'NIN NALÇİK OLAYLARI DEĞERLENDİRMESİ 30.11.2005 Kafkas Vakfı Yönetim Kurulu, 13-14 Ekim tarihlerinde Kabardey-Balkar Cumhuriyeti'nin başkenti Nalçik'e düzenlenen ve 138 kişinin öldüğü baskınla ilgili bir değerlendirme yayınladı.
03-12-2005 - 2456 kez okundu

KAFKAS VAKFI'NIN NALÇİK OLAYLARI DEĞERLENDİRMESİ...

Rusya'nın toprakları son 400 yılda tam 36 kat genişlerken, idaresine aldığı toplumlarla birlikte nüfusu gittikçe çok etnikli bir yapı kazandı.

Bu çok etnikli yapı da iktidara gelenlerin önünde her zaman "çözümlenmesi gereken birincil mesele" olarak durdu.

PUTİN'İN "BÜYÜK RUSYA" ÖZLEMİ...

2000 yılının başından bu yana Rusya Federasyonu Devlet Başkanlığı görevini yürüten ve sıkı bir Rus milliyetçisi olan Vladimir Putin de selefleriyle aynı hedefe kilitlendi: "Büyük Rusya"yı kurmak ve bunun için de öncelikle etnik problemleri bir hal yoluna koymak.

Putin "Büyük Rusya" ideolojisine gönülden inanmış biri. Bunun içindir ki hangi zihniyette olursa olsun, hangi metodları takip ederse etsin, Rusya'nın genişlemesine katkıda bulunan bütün liderleri baş tacı etmektedir.

- Putin'in Aleksandr Nevskiy ve Çar Büyük(Deli) Petro'ya olan hayranlığı kitaplara geçmiştir.

- Fransa'da sürgünde ölen Çarlığın en önemli generallerinden Anton Denikin'in mezarını geçtiğimiz aylarda Rusya topraklarına O taşıtmıştır.

- Lenin'in naaşının, bulunduğu mozoleden alınarak toprağa verilmesini isteyenlere ilk karşı çıkan O olmuştur.
- Sovyetler Birliği döneminde kullanılan ulusal marş, Putin'in inisiyatifiyle sözleri değiştirilerek yeniden kabul edilmiş ve Sovyetler'in kızıl flaması tekrar ordunun bayrağı haline getirilmiştir.
- Yine aynı şekilde, Yeltsin'in değiştirdiği Volgograd şehri anıt tabelasını tekrar Stalingrad'a çevirme kararını alan bizzat Putin'dir.

-Çarlık döneminde olsun, Sovyetler döneminde olsun, kim Rusya'nın genişlemesine katkıda bulunduysa Putin kendisini saygı, sevgi ve minnetle anmaktadır.

YAYILMACI EMELLER...

Bütün bunların yanı sıra...

11 Mart 2005 tarihinde Duma'da yapılan, "Rusya Federasyonu'na yeni bölgelerin katılımı" ile ilgili Anayasa maddesinde değişikliğe gidilmesi görüşmeleri ilginçtir. Görüşmeler Abhazya, Dinyestar yanı gibi Rusya sınırları dışındaki bölgelerin Rusya'ya katılmasını konu almaktaydı. Bu, Rusya'nın geleneksel yayılma politikalarının 21 yüzyılın başında da sürdüğünün en açık, en taze kanıtıdır.

Bütün Rusya Federasyonu'nda FSB elemanlarını yönetimlere yerleştiren Putin, "Büyük Rusya"yı kurma planlarını da aşama aşama uygulamaya koymaktadır.

Büyük fotoğrafta görülen manzara budur.

ADIM ADIM BÜYÜK RUSYA'YA...

Kontrolünde tuttuğu Birleşik Rusya Partisi ve Anavatan Partisi milletvekilleriyle istediği yasaları çıkartabilen Vladimir Putin, yönetimi hızla merkezileştirmekte, federal birimlerin yetkilerini bir bir ellerinden almaktadır.

Putin ve ekibinin öncelikli hedefi, Rusya'nın bugünkü etnik temele dayalı federal yapısını değiştirip, Almanya ve Amerika'da olduğu gibi toprağa dayalı bir federal sistem oluşturmaktır. Böylece, gayrı Rus unsurların Rus kültürü ve etnisitesi içinde eritilmesi yönünde büyük bir mesafe kat edilmiş olacak, "Büyük Rusya"nın "büyük problemi" de böylece bir hal yoluna konulmuş olacaktır.

Bu yönde yapılan girişimlerle RF'nun kuruluşunda 89 olan federal birim sayısı Aralık 2003'te 88'e; Nisan 2005'te de 86'ya indirilmiştir. Bu tarihlerde yapılan referandumlar sonrasında üç federal birim diğerlerine kaynaştırılmıştır.

Birleştirilen federal birimlerin özelliği, Rus nüfusun yoğun olduğu ve "etnik bir muhalefetin oluşmayacağı" bölgeler olmasıdır. Bu iki kaynaştırma operasyonuyla federal bölgelerin birleştirilmesi planına işlerlik ve meşruiyet kazandırılmış; ardından da asıl hedef olan etnik cumhuriyetlere yönelinmiştir. Pilot olarak seçilen bölge ise Adıgey Cumhuriyeti'dir.

OLAYLAR VE FEDERATİF YAPIYI DÖNÜŞTÜREN STRATEJİK KARARLAR...

Kremlin yönetimi kendilerini Büyük Rusya'ya götürecek bütün önemli kararları bir büyük olayın ardından açıklayarak kamuoyunda tartışılmasını ve muhtemel bir muhalefet oluşmasını engellemekte, oldu bittiye getirmektedir:


- Çeçenistan'a girilmesi...

Putin'in FSB Başkanlığından Başbakanlığa geçtiği 9 Ağustos 1999'dan hemen sonra Moskova ve Volgodonsk'ta FSB üyelerince organize edildiği tespit edilen apartman bombalamaları Çeçenlerin üzerine yıkılmış, ardından seçilmiş Mashadov yönetiminde hiçbir sıfat taşımayan Basayev'in birliklerinin Dağıstan'da bir köye girmeleri bahane edilerek Ekim ayında Rus askerleri tekrar Çeçenistan'a saldırmış ve 2. Rus-Çeçen harbi başlamıştır.

- Federal birimlerin statülerinin düşürülmesi...

Yine Putin'in 2000 yılı Mart'ında kazandığı seçimlerin hemen ardından kendisinden beklentilerin en yüksek olduğu bir zamanda 15 Mayıs 2000 tarihinde Rusya Federasyonu'nu 7 Federal bölgeye ayırarak mevcut federal birimlerin statüsünü fiilen düşürmüştür.

- Devlet terörünün meşrulaştırılması...

2002 Ekim'inde Nord-Ost tiyatro baskınının ardından, terörle mücadele adı altında devlet terörünü artıran ve güya meşruiyet kazandıran kararlar alınarak ölçüsüz güç kullanımında zirveye çıkılmıştır.

- Halkın seçme hakkının gasp edilmesi...

2004 Beslan olaylarından sonra federal birimlerin başındakilerin seçimle değil de merkezden atanmasına dair yasal düzenlemeler gerçekleştirilmiştir.

-HEP AYNI SENARYO...

Bu ve benzer diğer olaylar incelendiğinde, meydana geliş ve güvenlik birimlerince müdahale ediliş şekilleri ile ardından bir takım stratejik kararların uygulamaya sokulmasının birbirine çok benzediğini görmekteyiz.

Yine dikkat edildiğinde görülmektedir ki, birinci adımda, icraya koyulacak kararlar için ihtiyaç duyulan olayları meydana getirecek bütün şartlar 'doğal bir görünümde olmasına dikkat edilerek' özellikle hazırlanmaktadır.

İkinci adımda, olayın vuku bulmasının önündeki "bütün engeller temizlenerek" aktörler senaryonun içine çekilmektedir. Bu, gerektiğinde baskıyla ve cebr kullanılarak; gerektiğinde eyleme meyledenlerin önünü açarak olabilmektedir..

Üçüncü adımda, ölçüsüz güç kullanımıyla olayın daha da boyutlanması sağlanmaktadır.

Dördüncü adımda da, Kremlin'in karanlık odalarında önceden hazırlanmış olan planlar bu olaylar gerekçe gösterilerek bir bir yürürlüğe konulmaktadır.

Olaylar mercek altına alındığında gayet açık bir şekilde belli olmaktadır ki, Rusya Federasyonu'nu kuruluş esaslarıyla çelişir şekilde köklü değişikliklere uğratan kararların uygulamaya konulması hep böyle olmuştur.

ÖNCESİ VE SONRASIYLA NALÇİK BASKINI...

Hiç şüphe edilmemelidir ki 13-14 Ekim 2005 Nalçik olaylarının arkasında da böyle bir plan yatmaktadır.

Seçilme hakkı olmadığı halde Kremlin'in müdahalesi ile yasadışı bir şekilde Kabartay Balkar Cumhuriyeti'nin Devlet Başkanlığına üçüncü kez 'seçtirilen' Valeri Kokov, "Kremlin'in istediği yönetim şeklini" uygulayarak Cumhuriyeti bir polis devletine dönüştürmüştür. Kokov, çevresinde örgütlediği menfaat gruplarıyla ülkeyi adeta bir ahtopot gibi sarmış, halk için yaşamı çekilmez hale getirmiştir.

Kremlin, Kabartay Balkar'daki oyununu sahneye koymak için dindar gençleri hedef seçmiştir. Bu gençler ve oluşturdukları İslam Merkezi üzerinde oluşturulan FSB baskısı ve polis zorbalığı, gözaltına almalar, dayaklar ve öldürmelerle bu insanların sabırları adeta test edilmiştir. Önce, Camagat önderleri hiçbir gerekçe gösterilmeden hapse atılmış, çok kötü şartlarda aylarca içeride tutulan bu insanlar bilahare hiç bir suç unsuru bulunamayarak serbest bırakılmışlardır. Ardından tehditler ve insan kaçırmalar başlamıştır. Göz altına alınanlar işkenceden geçirilmiş, sakat bırakılarak boş arsalara atılmışlardır. Göz altında kaybolmalar ve öldürülmeler hızla artmıştır. Ölümle tehditler, sonunda ülkeyi terk etmelere dönüşmüştür.

Bu baskılar öyle bir noktaya gelmiştir ki, sonunda, yapılan bu zulümlere dayanamayan ve ismini "mimlenmişler listesi" dışına çıkarma şansı da olmayan 18-25 yaş arasındaki bu gençler, 13 Ekim 2005 tarihinde, "öleceklerini bile bile" FSB ve diğer güvenlik güçleri merkezlerini hedef alarak gün ortasında intikam saldırısı düzenlemişlerdir. 24 saat süren çatışmalarda her iki taraftan ve olayla ilgisi bulunmayan sivil insanlardan 130'un üzerinde kişi hayatını kaybetmiştir.

Putin'in işbaşına gelmesinden, 13 Ekim'e kadar olan gelişmeler gözden geçirildiğinde, bu gençlerin iradeleri dışında ve zorlanarak Kremlin'in büyük oyununun içine çekildikleri rahatlıkla görülebilmektedir. Yani, bu insanlar birer piyon değil, seçilmiş kurbanlardır.

Nitekim, benzer senaryolar bütün Kafkasya genelinde hala uygulanmakta, devlete karşı bilenen grupların sayısını artıracak zemin sürekli ıslak tutulmaktadır.

Kremlin, Kafkasya'nın Rusya Federasyonu'nun kilidi olduğunu gayet iyi bilmektedir. Bu yüzden, bölgeyi sürekli baskı altında tutup, insanları terörize ederek ortamı her türlü müdahaleye açık bulundurmaktadır...

Çıkan her olaydan sonra da bölgede civatalar biraz daha sıkılmakta, Kremlin'in "Büyük Rusya"hedefine bir adım daha yaklaşılmaktadır.

NALÇİK OLAYLARININ ARDINDAN STK'LARA TIRPAN...

Rusya Federasyonu içersinde zaten çok güç şartlarda çalışan sivil toplum örgütlerinin tamamen devlet kontrolüne alınmasına yönelik yasal düzenlemelerin Nalçik olaylarının hemen ardından gerçekleştirilmesi bir tesadüf değildir.

Gündemdeki yeni yasa, STK'ların calışma alanını iyice daraltmakta, kurumları devletle iç içe geçirip güdümlü hale sokmaktadır. Yapılan bu yasal düzenlemelerin hedefi, hem Kremlin'in izlediği politikalara karşı çıkması muhtemel sivil toplum örgütlenmelerini engellemek; hem de Gürcistan, Ukrayna ve Kırgızistan'da meydana gelen "devrimlerin" bir benzerinin Rusya Federasyonu'nda da baş vermesinin önünü kesmektir.

FSB'nin yönetimi elinde tuttuğu Rusya Federasyonu'nda meydana gelen rutin dışı bütün gelişmelerde Kremlin'in parmağının aranması abes değildir. Çünkü, Rusya'nın federal yapısını kökten değiştiren bütün stratejik kararlar, -kamuoyuna mal olup tartışılmasına fırsat dahi verilmeden- bu tür olaylardan sonra yıldırım hızı ile alınıp yürürlüğe konulmaktadır.

Nalçik baskınının baş müsebbibi Kremlin, bu olayların kaldırdığı toz bulutu arasında RF genelinde STK'ları tırpanlamış ve "Büyük Rusya"ya giden yolda önemli bir viraj daha almıştır.

Hiç şüphe edilmesin ki, şimdi Moskova'dakiler, tekerlerine takılması muhtemel taşlardan birini daha yoldan kaldırmanın sevinci içindedirler.

Kafkas Vakfı Yönetim Kurulu olarak Nalçik'i kan gölüne çeviren saldırının baş müsebibi Kremlin'deki emperyalist zihniyeti şiddetle kınıyor, baskı altında tutulan tüm Kuzey Kafkasyalı kardeşlerimize sabır ve metanet diliyoruz.

Bu arada, kendini bölgeyle ilgili gören bütün kesimleri de Kremlin'in kirli senaryolarının farkında olmaya ve tavırlarını buna göre belirlemeye davet ediyoruz.

KAFKAS VAKFI - CAUCASE FOUNDATION
YÖNETİM KURULU
www.kafkas.org.tr

Etiketler:
kafkas vakfı nalçik olayları değerlendirmesi

YORUMLAR
dargo Gerçekleri olduğu gibi halkımıza sunan Kafkas Vakfı'na teşekkürler.
Başka bir yazıya yazdığım yorumda da sayın Mehdi Bey'in daha önceleri yapmış olduğu Nalçik olayları yorumlarından dlayı kendisine teşekkürlerimi sunmuştum.Bizim bu tip örnek ve gerçeklerle toplumu aydınlatıp önünü açan insanlara ihtiyaç duyduğumuzu ayrıca belirtmiştim.

Şimdi;tüm bunların yanına Kaysei derneğine misafir olan sayın İbrahim Yağan'ın açıklamaları ve çağrıları eklenince bir çerkes olarak bu derneğimizin Çeçen kardeşlerimizle ilgili Nalçik olaylarına dayanarak yapmış olduğu basın duyurusunu BAŞKA BİR AÇIKLAMA İLE DÜZELTMESİNİ BEKLİYORUZ.

Sonrasında yine sormak istiyorum,bu derneğimizin asıl amacı ne? veya burada olan bazı kişilerin.Yoksa bana mı garip geldi.Dikkatimi çeken şu hususu herkesle paylaşmak istedim.Kayseri deneğinin basın açıklaması sonrası 'kayserikafkas.org' olan sitelerinden bu deneğimizi ziyaret ettim.Belki bana bu açıklam dolayısıyla böyle geldi ama,bu derneğimiz kendi kafasına göre zaten bir ayrım yapmış gibi.Tüm söylemleri 'Adige-Abhaz' olarak vurgulanmakta.Tarihçe olsun,kültür olsun aklınız gelecek her türlü bilgilendirmede özellikle bir kısım ihmal edilerek diğer kısım vurgulanmış.Mesela ilgili linklerde hiç çeçen linki yok??!!! Merak ettim gerçekten bu bir tesadüf mü? Yoksa bu deneğimiz Adige-Abhaz toplumuna hitab etmek için mi? Bunun için tabanından izin almış ve tabanının görüşü bu mudur? Yoksa bu derneğimizde bazıları içimizdeki 'Rus' mudur?

İbrahim Yağan'ı misafir edip değil sadece Nalçik tüm kafkas gerçeklerini gözler önüne seren yine kendileridir (burada bu olaya öncülük eden yine bu derneğimiz içindeki sağduyulu çerkes kardeşlerimize teşekkür ederim,başka biz yazıda bunu belirtmiştim ama tekrarlamayı uygun gördüm). Fakat ne ilginçtir ki,kendi ayıplarını temizlemeyen bu derneğimiz ki bu onları görevidir toplumumuza karşı HALEN UTANMADAN BU BASIN DUYURUSUNU dernek sitelerinde ilk sayfadan BİR YÜZKARASI OLARAK YAYINLAMAKTADIRLAR. Biz burada en kısa sürede bir düzeltme yazısı görmek istiyoruz.Bu,bizim hakkımız sizin ise yaptığınız sorumsuzluğu ve halkımızı içten böymeye yol açabilecek çok yanlış bir adımınızı geri almanız için sizin görevinizdir.

Tüm dünya çerkeslerinin en çok ihtiyaç duyduğu birlik ve beraberliğin zedelenmesine asla izin vermeyelim,herkese saygılar.

Not:Şu anda biz sıcak evlerimizde rahat iken acaba bir avuç çeçen mültecinin durumu tüm Türkiye çerkesleri için bir ayıp değil mi? Bildiğim kadarıyla çok azımız dışında çoğumuz için televole haberi kadar öncelikli bile değil,ne yazık!!!!
Yorum yapmak için giriş yapın...

MIZAGE DERGİ YÖNETİCİLERİ KAYSERİ'DE
KARAÇAY-BALKAR KÜLTÜR VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ 13. GENEL KURULU.
AYŞE & HAKAN EKER GELİN ALMA
ÇAĞDAŞ SANATLAR MÜZESİ'NDE MIZIKA DİNLETİSİ
ESKİŞEHİR KUZEY KAFKAS KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ CİHAN ERTOK İLE DEVAM DEDİ
ESKİŞEHİR KUZEY KAFKAS KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ GENEL KURULUNU YAPTI.
KAFKASYA UÇUŞLARI BAŞLADI
ARDA ARGUN'A LEON NİŞANI
ADİGE MİLLİ KIYAFET GÜNÜ KUTLANDI
KAFDAV YAYINCILIK ESKİŞEHİR KİTAP FUARINDA
/ 599>

EN ÇOK OKUNANLAR
Kayıtlı başka haber bulunmamaktadır