NART
NART

GİRİŞ
Kullanıcı Adı

Şifre





>Üye Değilim     >Şifremi Unuttum

ETİKET BULUTU

MÜZİK ÇALAR
4SIMD.MP3
9
1
13
4-5-6-7

Nart Ajans Reklam

DÜNYANIN ÇATISI KAFKASYA

DÜNYANIN ÇATISI KAFKASYA Dünyanın çatısı olarak adlandırılan Kafkasya, bu deyimi sadece coğrafi konumu gereği değil, aynı zamanda ekonomik, politik ve stratejik nedenlerle de hak ediyor. Kafkasya, Orta Asya ve Rusya'dan, Afrika ve Ortadoğu'ya uzanan yollar üzerinde tek geçit yeri olması, kuzey-güney yönünün düğüm noktasında bulunması nedeniyle de jeopolitik öneme sahip.
23-05-2007 - 1935 kez okundu

br />
SSCB'nin dağılmasının ardından, Kafkasya'nın jeostratejik önemi, tarihi İpek Yolu'nun güzergahında bulunmasıyla Uzakdoğu ve Orta Asya'yı Avrupa'yla birleştirecek ticari yolların merkezinde yer alması ve zengin yer altı-yerüstü kaynakları, bölgede Avrupa ülkeleri ve ABD ile Rusya arasında hakimiyet mücadelesinin başlamasına neden oldu. ABD, bölgedeki etnik çatışmalara yönelik olarak Rusya'dan farklı çözümlere yöneldi. Kafkasya'da istikrarın sağlanamaması, İran ve Rusya'nın işine gelirken, Kafkasya'nın komşusu konumundaki Türkiye, bölgede barış ve istikrardan yana bir politika izliyor.

1994 yılında Azerbaycan'da petrol anlaşmaları imzalanana kadar ABD'nin, Güney Kafkasya'yı hala Rusya'nın arka bahçesi olarak görmesi ve bölgedeki Cumhuriyetlerin Rusya yanlısı politikalarını devam ettirmeleri nedeniyle, bölgedeki konumu zayıf görünüyordu. Bu tarihten sonra, ABD'nin bölgeye yönelik politikalarında canlanma başladı.

ABD'nin Güney Kafkasya politikası, bölgeye yönelik yatırım yapan ABD şirketlerinin garanti altına alınması için bölgede siyasi ve ekonomik istikrarın sağlanması bölge ülkelerinin Rusya ve İran'ın etki alanından çıkarılması ve bu Cumhuriyetlerin ekonomik açıdan Rusya'ya bağımlılıktan kurtulmalarını sağlamak amacıyla karşılıksız mali yardımda bulunulması gibi yollarla Kafkasya'da tek hakim güç olunması şeklinde özetlenebilir. İran'ın enerji kaynaklarına alternatif yaratmak isteyen ABD'nin, ayrıca, petrolün hangi ülke vasıtasıyla dünya piyasalarına ulaştırılacağı konusuna da önem verdiği biliniyor.

Bölgeyi hala arka bahçesi olarak gören Rusya, ABD ve NATO'nun eski SSCB Cumhuriyetlerine yönelik genişleme politikasından rahatsızlık duyuyor. Hazar petrollerinin işletmesiyle ilgili planlamalarda dışlanmaya çalışılması, önerdiği Bakü-Novorossisk hattının kabul görmemesi gibi olaylar, Rusya'nın aleyhine gelişiyor. Rusya ise bu durumu sahip olduğu enerji kaynaklarıyla dengelemeye çalışıyor.
Bu arada Rusya, bir taraftan Gürcistan ve Azerbaycan'daki etnik çatışmaları körüklemeye çalışırken, diğer taraftan Ermenistan'la ilişkilerini geliştirmeye öncelik vererek, Güney Kafkasya'da tercihleri yönlendirmeye çalışıyor.

Güney Kafkas ülkeleriyle ilişkilerini geliştirmek isteyen Türkiye'nin girişimleri ise, sadece Azerbaycan ve Gürcistan tarafından olumlu karşılanıyor. Bakü, Tiflis üzerinden Türkiye'ye bağlanan petrol ve doğalgaz boru hatları ve demiryolu projesi, ülkeler arasındaki ilişkilerin olumlu gelişmesini sağlayan önemli bir faktör. Diğer taraftan, Ermenistan'ın Azerbaycan ve Türkiye'den toprak iddiasında bulunması ve sözde soykırım iddialarını Türkiye'ye karşı baskı aracı olarak kullanmak istemesinin ise Ermenistan-Türkiye ilişkilerini olumsuz yönde etkilediği biliniyor. Bu nedenlerle de Güney Kafkasya'da topyekun işbirliğinin inşası sağlanamıyor.

Azerbaycan'dan sonra Gürcistan'ın Türkiye'yle ilişkilerini geliştirmek istemesinin nedenleri arasında, Hazar petrollerinin Türkiye'ye taşınması için planlanan projelerin Gürcistan arazisinden geçmesi, Rusya'yı tehdit unsuru olarak gören Gürcistan'ın, Türkiye vasıtasıyla NATO ve AB'ye yakınlaşmak istemesi, ekonomik ve askeri açılardan Türkiye'nin desteğine ihtiyaç duyması gibi hususlar sayılabilir.

Gürcistan, Rusya'yı bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne tehdit olarak algılarken, Ermenistan, Rusya'nın desteğiyle bölgedeki konumunu güçlendirmeye çalışıyor. Ermenistan, bu nedenle Azerbaycan ve Gürcistan'ın Batı'ya dönük politikalarının dışında hareket ediyor.

Azerbaycan'la sınır bölgelerinde yaşayan yaklaşık 35 milyon Azerbaycan Türkü nedeniyle, İran, Azerbaycan'la ilişkilerine diğer ülkelere nazaran daha çok önem veriyor. Ancak, Karabağ savaşı sırasında Türkiye'nin Ermenistan'a ambargo uygulamasına karşın, savaşta İran'ın Ermenilere destek sağlaması, Asrın Anlaşmalarında İran'ın dışlanması, Hazar denizinin statüsü konusunda Azerbaycan ve İran'ın anlaşmazlığı gibi nedenler yüzünden Azerbaycan-İran ilişkileri olumsuz yönde gelişiyor. İran'ın Gürcistan'la ilişkileri de olumlu yönde gelişmiyor. Bunun nedenleri arasında, Gürcistan'la İran'ın sınırının bulunmaması ve İran'ın Gürcistan'ı Rusya'nın etki alanı içerisinde görmesi olarak sayılabilir. Diğer taraftan, ABD'nin baskısıyla petrol anlaşmalarından İran'ın dışlanması ve Azerbaycan'ın ABD ile Türkiye'nin desteğini alması nedeniyle, Azerbaycan'ı tehdit unsuru olarak gören İran, Ermenistan'la ilişkilerini geliştirmeye çaba gösteriyor.
İran ve Ermenistan arasındaki ortaklığın oluşumunda, her iki ülkenin de kendilerini dış dünyaya kapalı olarak görmesi, iki ülke arasındaki stratejik projelerin hayata geçirilmesi, Dağlık Karabağ probleminde İran'ın tutumu ve Güney Azerbaycan sorununun ilişkilere yansıması gibi konuların neden olduğu ifade ediliyor.

Geçmiş dönemde AHC iktidarı ile anlaşamayan Rusya'nın Aliyev yönetimi ile ilişkileri daha olumlu seyrediyor. ABD- Azerbaycan ilişkilerinin 1918 yılında kurulmuş ancak siyasi ömrü kısa sürmüş olan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti ile başladığı biliniyor. SSCB'nin dağılmasının ardından ABD, Azerbaycan'ın bağımsızlığını tanınmasıyla, o güne kadar kendi güvenliğini korumak için Rusya ve İran'la yakınlaşmak zorunda kalan Azerbaycan da artık Batı'ya bir çıkış noktası buldu ve siyasi destek kazandı.

Azerbaycan ve ABD arasında Mutallibov döneminde başlatılan kısa süreli ilişkiler, Mutallibov'un istifasından sonra yeni bir boyut kazandı. Elçibey döneminde ise, ABD'deki Ermeni lobisinin de katkılarıyla ABD nezdinde Karabağ savaşında Azerbaycan haksız konuma düşürüldü ve iki ülke ilişkileri, olumsuz seyretmeye başladı. Azerbaycan'a yapılan yardımların dondurulmasına karşın, ABD, Rusya ve Türkiye'yle birlikte Ermenistan'ın Karabağ topraklarından çıkmasını talep etti.

Aliyev'in iktidara gelmesiyle birlikte önceleri Batı'ya dönük politikalar yerine Rusya ve İran yanlısı politikalara ağırlık verilmeye başlandı. Ancak, Rus ordusunun Azerbaycan'da sürekli bulunması talebinin Aliyev tarafından kabul edilmemesi, Asrın Anlaşması'nda Rus Lukoil'a sadece % 10 hisse verilmesi, Rusya'nın Rus-Çeçen savaşında Azerbaycan'ı "terörist"lere destek vermekle suçlaması nedeniyle Yeltsin döneminde iki ülke ilişkileri olumsuzluğa sürüklendi. Buna karşın, ABD'ye yönelik bakış açısının yavaş yavaş değiştiği gözlendi. Karabağ konusunda Azerbaycan da ABD'de lobi faaliyetlerine başladı. 1997 yılında ABD, Karabağ'ı Azerbaycan toprağı olarak tanıdığını açıkladı, ayrıca, Hazar'ın statüsü konusunda Azerbaycan'ı destekledi. 1998 yılında Rusya ile ilişkilerini düzene sokmak, Ermenistan'ı Rusya'nın etki alanından çıkarmak isteyen ABD ile Azerbaycan ilişkilerinde zayıflama gözlendi. 1999 yılında gözlenen bazı olumlu ilişkilerin yanı sıra, ABD'nin Azerbaycan'ı uluslararası terörizme yardım eden ülkeler arasına alması nedeniyle olumsuzluklar da yaşandı.


2000 yılında yapılan Azerbaycan seçimleri nedeniyle, ABD'nin bölgeye ilgisi arttı ve bölgedeki etkinliğini artırmak isteyen ABD, bölgedeki etnik sorunları çözmeyi üstlenmeye başladı. 2001 yılından itibaren olumsuzluklar yerini olumlu gelişmelere bıraktı. ABD'nin en büyük uluslar arası şirketleri, Azerbaycan'ın Hazar ve Kare'deki doğalgaz ve petrol anlaşmalarının büyük kısmında yer alarak, en fazla pay oranına sahip oldular. ABD, Bakü-Tiflis-Ceyhan, Bakü- Supsa petrol boru hatları ile Bakü-Tiflis-Erzurum doğalgaz boru hatları projelerini desteklerken, Rusya tarafından önerilen Bakü-Novorossisk petrol boru hattı ne Azerbaycan, ne de ABD tarafından desteklendi. Azerbaycan halihazırda ABD ile stratejik işbirliği içerisinde bulunmasına rağmen, ABD ve Rusya arasında dengeli bir politika izliyor.

Gürcistan'da Gamsahurdia döneminde Abhazya, Güney Osetya, Acaristan olaylarında artış yaşandı. Ülkede yaşayan Ermeniler, faaliyetlerine hız kazandırdı. Diğer taraftan, Rusya'yla olumsuz ilişkiler nedeniyle, Rusya tarafından ambargo uygulandı. Gürcistan-ABD ilişkileri de kötü durumdaydı.

1992 yılında Şevardnadze'nin iktidara gelmesiyle birlikte, Gürcistan'ın Batı ve ABD ile ilişkilerinin seyri değişti. Diğer taraftan, Gürcistan, SSCB döneminde problem yaşamadığı Ermenistan'la, birliğin dağılmasının ardından etnik ve arazi sorunları yaşamaya başladı. Ahıska ve Cavaheti bölgesinde yaşayan Ermenilerin çıkardığı problemler, Karabağ savaşı sırasında Ermenistan'ın Karabağ Ermenilerine verdiği destek nedeniyle iki ülke arasındaki ilişkiler olumsuz bir seyir izledi. Buna karşın, Gürcistan, ülkesinde yaşayan Ermeni gruplarının aktifleşmesini önlemek amacıyla Ermenistan'la ilişkilerini olumlu tutmaya çalıştı. Ancak, Azerbaycan gibi en büyük tehdidi Rusya olarak gören Gürcistan dış ilişkilerde Azerbaycan'la da birlikte hareket ediyor.

1995 yılına kadar ABD'nin Gürcistan'ı Rusya'nın etki alanında kabul etmesi nedeniyle, iki ülke arasındaki ilişkiler sınırlı yürütülüyordu. Bu tarihten itibaren Rusya'nın artık Gürcistan'daki problemleri çözmekten imtina etmesi nedeniyle, yönetim, dış politikada Rusya'ya daha az yer vermeye başladı. Diğer taraftan, Gürcistan'ın özerk cumhuriyetlerle sorunlar yaşamaya başlamasıyla birlikte, Rusya, Abhazya ve Güney Osetya'nın tek taraflı bağımsızlıklarını ilan etmelerini benimseyerek, askeri ve siyasi desteğini artırdı. Ayrıca, merkezi Tiflis yönetiminden özerklik taleplerinde bulunan Ermenilere de Ermenistan ile birlikte destek vermekten geri durmadı.

1996'da başlayan Gürcistan-ABD ilişkileri, Gürcistan'ın jeopolitik konumu ve Batıyla bütünleşme stratejisi sebebiyle müttefiklik düzeyine ulaştı ve çok yönlü olarak gelişmeye devam etti. Bugün, ABD, Gürcistan'ın dış ticaretinde % 28,5'luk payıyla beşinci sırada yer alıyor.

Gürcistan'la sadece ekonomik ilişkiler kuran AB de, Gürcistan'ın da içerisinde yer aldığı TRACECA projesini destekliyor. AB tarafından Kafkasya'da yürütülen TACİS projesi ile bölge ülkelerinin ekonomik kalkınmalarına destek sağlanması da amaçlanıyor. Mevcut gelişmelere paralelinde Gürcistan günümüzde Avrupa- Atlantik ilişkilerini pekiştirmiş, Rusya ile yaşadığı gerginlik politikası sonucu ilişkileri kopma noktasına gelmiş bir profil çiziyor.

Ermenilerin Ermenistan dışında en fazla yaşadıkları yerlerden birisi de Rusya. SSCB'nin dağılmasının ardından Ermenistan'a en çok destek veren ülkelerin başında da Rusya geliyor. Karabağ savaşında Ermenistan'a açık destek veren tek ülke de Rusya oldu. Ermenistan'ın da Güney Kafkasya'da Rus askeri birliklerini arazisinde bulunduran tek ülke konumunda olduğu biliniyor.

Azerbaycan'ın Ermenistan'la yaşadığı problemler nedeniyle, Türkiye, bu ülkeyle ilişkilerini geçici olarak dondurdu. Ermenistan'ı, İran'ın batı ve kuzeyini Türklerden korunmasını sağlayan bir etken olarak gören İran, Karabağ savaşında Ermenistan'a maddi destek ve enerji yardımında bulundu.

Ermenilerin ABD ile ilişkilerinin ise ABD'nin kurulduğu dönemlere kadar uzandığı biliniyor. ABD'deki zengin Ermeni asıllılar, Ermeni çalışma ve araştırma merkezleri, Ermeni kiliseleri gibi birimler, Ermeni lobisini oluşturuyor ve bu lobi de faaliyetlerini her geçen gün artırıyor.

Bugün Güney Kafkasya'da iki tarafın hakimiyet mücadelesi verdikleri biliniyor. Bir kutupta, Ermenistan, Rusya ve İran yer alırken, diğer kutupta, Gürcistan, Azerbaycan, ABD, Batı ve Türkiye bulunuyor. ABD'nin bölgede etkili olabilmesini ise, etnik sorunların patolojiye dönüşme eğilimlerine engel olabilecek başarılı politikalar üreten Türkiye'ye borçlu olduğu kaydediliyor.

Naciye Saraç
Global Yorum İnternet Dergisi
nsarac@globalyorum.com

KAYNAK: Elnur CEMİLLİ-"ABD'nin Güney Kafkasya Politikası"

Etiketler:
dünyanın çatısı kafkasya

YORUMLAR
Yorum yapmak için giriş yapın...

MIZAGE DERGİ YÖNETİCİLERİ KAYSERİ'DE
KARAÇAY-BALKAR KÜLTÜR VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ 13. GENEL KURULU.
AYŞE & HAKAN EKER GELİN ALMA
ÇAĞDAŞ SANATLAR MÜZESİ'NDE MIZIKA DİNLETİSİ
ESKİŞEHİR KUZEY KAFKAS KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ CİHAN ERTOK İLE DEVAM DEDİ
ESKİŞEHİR KUZEY KAFKAS KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ GENEL KURULUNU YAPTI.
KAFKASYA UÇUŞLARI BAŞLADI
ARDA ARGUN'A LEON NİŞANI
ADİGE MİLLİ KIYAFET GÜNÜ KUTLANDI
KAFDAV YAYINCILIK ESKİŞEHİR KİTAP FUARINDA
/ 599>

EN ÇOK OKUNANLAR
Kayıtlı başka haber bulunmamaktadır