Benim halkımın yazılı bir tek melodisinin olmadığı söylenir. Fakat Untsukulyen yapıtlarına baktığımızda gerçek Avar gümüş melodisini duyarsınız.Benim halkımın güzel sanatlarının olmadığı söylerler. Fakat güneşin yedi rengini bizim gümüş bilezik , küpe, ve kemerlerimizde değerli taşlarla birlikte görebilirsiniz.Doğru benim halkım profesyonel sanatın ne olduğunu bilmiyordu. Fakat onun okullarda ve akademilerde öğrenmediği, ama binlerce yıllık sanat uygulamalarından çıkardığı kendi kuralları ve teknikleriyle yaptığı öz sanatı vardır. Bir dağlı size oymanın nasıl yapılacağını, bileziğin nasıl işleneceğini gösterir ama o bunları yaparken neden kendi öz tekniklerini kullandığını ve kendi has işleme ve süslemeler yaptığını açıklayamaz. Kubaçi sanatının sırrını ara Ama gümüş iplikte veya zarif boynuzda değil.Zira onun meşhur sırrı Sahibinin hızla vuran kalbindedir.Bir dağlı etrafında taş, ağaç, gümüş, demir ne varsa süsler işler. Kubaçi’ler in ekinleri biçerken dahi işlemeler süslemeler yaparak biçtikleri söylenir.Yedi yaşındaki bir dağlı çocuktan bir ev resmi çizmesini isterseniz o herhangi bir yedi yaşındaki çocuğun çizeceği bir resmi çizer size. Ama ondan bir tabak içersine veya bir vazo üzerine bir süs işlemesi isterseniz onun yapacağı süs bir profesyonel dekarötörün yapacağı süsle rahat rekabet edebilir. Neden ? Çünkü o bir dağlıdır. Çünkü bu o sanatı 1007 yıldır bilmektedir. Çünkü onun içerisinde bir şair, bir kompozitör ve bir ressam her an yaşamaktadır.
(Resul Hamzat)
Resul işte böyle diyor Dağıstan dekoratif sanatları hakkında. Gerçekten bir çok araştırmacıyı hayretler içerisinde bırakan bu sanatı çeşitli gruplara ayırarak elden geldiğince işlemeye çalışalım.
Dağıstan’da seramik yapıtlarına tarihin ilk çağlarından beri rastlamaktayız. Çeşitli çağlara ait olan kaplarına üzerindeki işlemeler bize Dağıstan dekoratif Sanatı’nın nasıl geliştiğini açıkça göstermektedir. İlk seramikler Rugudja köyü yakınlarında bulunmuş olup M.Ö 5000-6000 yıllarına aittir. Bu kaplar kil, bir miktar taş karıştırılmak suretiyle yapılmış olup dalgalı çizgilerle , yukarı kısımlarında bulunan deliklerle süslüdür. Ginçin yakınlarında M.Ö 4000 yılına ait olan kaplar çıkarılmıştır. Bu kapların kırmızı ve kahverengi ile boyanmış olduğunu görmekteyiz. M.Ö 3000 yılına ait bazı kaplarda nagorny yakınlarında çıkarılmıştır. Bu yıllardan sonra Dağıstan’da orijinal dekorasyon metodları kullanılmaya başlanmıştır.
M.Ö. 3000-2000 yıllarında Dağıstanda işlemeler ayrı kapılarda döküm olarak hazırlandıktan sonra işlenecek yüzeye yapıştırılmaktaydı. Burada çömlekçi çarkı ilk olarak M.S. birinci yüzyılda kullanılmaya başlanmıştır. İlk çömlek merkezi Dağıstan’da bulunan Kala adındaki Lezgi köyüdür. Kala köyünde çömlekçilik 15.sırada Moğol-Tatar saldırısı sonucu yok olmuştur. Dağıstan’da yapılan kaplar simetriği, üzerindeki narin işlemeleri de hoş görünümü ile tanınırlar. Kala köyünün hemen yakınlarında İspik köyünde yapılan çömlekler çok renkli olmaları ile dikkat çekerler.Bu renkli çömlekleri bu gün dahi bazı avar avullarında bulmak mümkündür. Dağıstan’da her işte olduğu gibi çömlekçilikte de kadın ve erkek kendine düşen görevi yapar ve birbirlerine yardımcı olurlar. Erkekler çömlekleri çömlekçi çarkında şekillendirirler, kadınlar ise bu şekillendirilen çömlekleri boyayıp süsleyerek tamamlarlar.