Destanlar

Uygarlığa gelişmeğe olan özel eğitim ve yeteneklerinin şanlı geçmişleriyle kanıtlamış olan Çerkes’lerin tarihi aynı zamanda savaşçılığa ilişkin eşsiz bir ulusal bir mirasla doludur. Hatta denilebilir ki Çerkesler savaş ve baskın için yaratılmış bir toplumdur. Eski Hati’lerin henüz pek eksik olan tarihi incelenecek olursa bugün tam bir hayret ve takdir ile incelediğimiz Anibal’lerin büyük İskender’lerin Jul Sezar’ların seferlerini anımsatacak nice büyük seferler bu taktik (Tabiye) bulunuş ve teknikleri görür. Gerçek Kafkasya’nın ve küçük Asya’nın Suriye’nin iki nehir arasının nüfusu milyonlara varan toplumlarına boyun eğdirmek üzere yapılmış olan seferler ve bu toplumlar üzerindeki egemenliğini yüzyıllar boyunca koruyarak özellikle Mısırlı’lara karşı hareket için onlardan toplanmış olan ve toplamı her halde inanılmaz bir miktara varacak olan büyüklükteki kuvvetlerin çeşitli yönlerden ortak hedefe doğru düzenli bir biçimde yönetildiği bu kuvvetlerin örneğin Mısıd Firavun’u İkinci Ramses’in savaş güçleri birleşmeden önce her bir ordusunu ayrı ayrı yenmek üzere çarpışmalardan önce stratejik noktalara yerleştirildiği kale savaşlarına özgü ayrı bir özel savaşçı sınıfının oluşturulduğu kısacası: Ordunun piyade süvari okçu gibi üç sınıftan oluşturulduğu emir ve komutanın en önemli stratejik noktalarında kaleler yapıldığı buralarda sıkı bir disiplinin bulunduğu savaşta daima saldırının yeylendiği gibi önemli askeri konular hakkındaki tarihsel bilgiler harp tarihinin daima takdir ettiği hatta esasını teşkil eden yüksek askeri düşünce ve uygulamalardandır.


Bununla birlikte Çerkes ulusal terbiyesi daima kahramanlık ve cengaverlik üzerine kurulmuştu ve Çerkes yazarlardan Pçhal’ıkhu bey “Guaze” de yayınladıkları tarihi bir makalede çok doğru olarak Çerkezistan hayatını eski Yunanistan’ın Atina, Isparta vs. Cumhuriyetçiliklerinin hayatına benzetmiştir. Gerçektende adı geçen yazarın açıkladığı gibi “ Eski Yunan ve onun bir kolu olan Isparta tarihini bütün gelenekleri ile inceleyecek olursak Çerkezistan’da mertlik ve yiğitlik için örnek gösterilen davranışların ve olağan üstü olayların hemen hepsini göreceğiz. Okur-yazar olmayan Çerkes ihtiyarını konuşturacak olursanız size sanki eski Isparta’nın tarihinin bütün fıkralarını anlatır dururlar. Cepheden dönen bir genç Adige’nin annesini evin damında görmesi ile “Anne ! Ben savaşa gittim ve ordan dönüyorum” demesine karşılık annesinin koca bir tuğla parçasını üzerine atarak “Git ! Korka evlat ! İnsan ölmek için savaşa gider savaşsaydın sağ dönmezdin” demesi çok bilinen olaylardandır. Çerkes erkekleri anneleri bacıları ve özellikle nişanlıları tarafından kabul edilmek için yüreklilik ve erdemlilikler göstermek zorundaydılar. Evlenmeden önce delikanlı mutlaka savaş ve ölüm sınavına sokulurdu. Bunları onaylattıktan sonra ancak evlenme mutluluğuna erebilirdi.


Yorumlar
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun.