Kirkaslar kendilerine Adige derler.Bu adın Greko Romen devrinde de kullanıldığı bu devrin eserlerinden anlaşılmaktadır. Böyle olunca Kirkas adı ile bu Adige adının ilişkilerinin saptanması zorunludur. Bu konuya şu soruyla girmek istiyoruz : Önemli olan bu soruyu yanıtlamak için aşağıdaki hususların çözümlenmesi gerekir.Adige adı Kafkas’lı ların nasıl bir insan grubunu kapsamına alıyor? Kafkas bilginleri ve yazarları bu isim hakkında çok geniş tahminde bulunmuşlar, bu ismi Kafkas dışında aramışlardır. Biz bu tahminlerden genellikle yalnız Kafkas mıntıkasına özgü olanları anmakla yetineceğiz ve bu ismi topomoni(yer) ve etnik (kavimsel) alanlarda arayacağız.
1-Kafkasya’da ve ya Kafkasya dışında Adige adıyla yada bu adın benzerleri, kökteşleriyle anlaşılan yerler şunlardır:
A)Kuban’ın Azak denizi ve Karadeniz’e dökülen iki kolu arasındaki deltaya Biz anslı’lar “Ateh” derlerdi.
B) Labe’nin Kuban nehrine kavuştuğu yerde “Antiae” adında bir yer vardı.
C) Amazonlardan söz eden tarihçiler, Amazonların buzlar üzerinden geçerek “Atika” ülkesine saldırdıkları ve bu saldırı sonucunda dört ay süren bir savaşın yapıldığını söylerler. D)Strabon kubanı Antikiteys-des adını anarlar. E)Bunlardan başka yunanistan’ın Atina çevresine Atik demesi Nil nehri ile Kızıl Deniz arasında Payisd’attique adını taşıyan bir mıntıkanın varlığının dikkat çekmesi yanında İtalya’da nehir adı olan Adij bu hususta bir inceleme konusu olabilir.
2-Etnik Adlar:
a) Gezgin Mesudi, Kuban havzasında Hat ve Ahmet kabilelerine rastladığını söyler.
b) Hatti,Hitit adalarının bu Atike=Adige adları ile benzeşimi ilişkisi açıktır.
c)Yukarıda da değinildiği üzere Greko Romen ve bunu izleyen dönemlerde Kirkasların kendilerine Ant ve Adige dedikleri açıklıkla anlaşılmaktadır. Özellikle yer adlarının Kuban nehri ile ilgili oldukları görülmektedir. Bütün bu adlarda At,Ant,Hat kökleri vardır. Bu köklere adigelerin nispet edatı olan “che” sözcüğü eklenirse Atche, Antche, Hatce olur ki bunun Adige ismini çağrıştırmasını doğal görmek gerekir. Bu adlar arasında Antikiteys-des adı özellikle anlamlıdır çünkü bu terim tamamen Antiki vadisinde oturanlar anlamına gelir. Böylece Kuban vadisinde oturanlara Adige denmiş olması sonucuna varılır. Gerçekten Kuban havzası Aigeler için adeta ikinci bir kaynak ve odak oluşturup buradan çevreye yayılmıştır. O halde Hati,Eti,Hitit adlarının da Adige adlarından gelme olasılığı ileri sürülebilir.
Başkent : Sohum Yüzölçümü : 8.600 km2 Nüfus : 535.000(1991) - 550.000 (1995) Nüfus Yoğunluğu: 62.2 Kişi/km2 Önemli yerleşkeler: Sohum, Gagra, Guduata, Oçamçira, Tkvarçal, Gal Devlet Başkanı: Sergey BAGAPŞ Binlerce yıllık kültür birikiminin bugünlere taşımış bir coğrafya Abhazya. Abhazya, Karadeniz’in Doğu kıyısı ile Kafkas dağların eteklerinde yer alır. Kuzeyinde Rusya federasyonu Güneyinde ise Gürcistan bulunmaktadır. Abhazya topraklarının Otokton (yerli) halkı olan Abhazlar şimdiye dek yapılmış olan arkeolojik ve antropolojik çalışmalardan edilen bulgulara göre ömrü 5000 yılı bulan bir uygarlık döneminin tanıkları durumunlarındadırlar. Kuzey Kafkasya’daki cumhuriyetlerimizden biri olan Abhazya’yı anlatabilmek için ona öncelikle antik geçmişinden yakın tarihindeki sıcak çatışmaların yaşandığı zaman dilimlerine kadar uzanan özetli bir kronolojiye başlangıç yapmaya yerinde olur. Kuzey Kafkasya halklarından olan Abhazların “Abask” ve “Apsil” halklarının sentezinden oluşmuş olduğu söyleniyor. Abhazlar ilk güçlü devlet örgütlenmelerin M.S. 730’da kurmuş oldukları Abhaz krallığı ile sağlamışlardır. üç asırdan fazla yaşayan krallık moğol istilası ile son bulmuştur. Abhazya daha sonra Arap, Fers Bizans istiların ardından 1555’te osmanlı 1810’da Rusların kontrolüne geçmiştir.Tüm Kuzey Kafkasya halkları için karanlık bir dönüm noktasını oluşturan sürgün dönemi Abhazlar için de çok farklı sonlara neden olmuştur. 1864’te biten Rus Kafkas savaşları sonuçlarında tüm Kafkasya da tanık olunan dramatik sürgün sahneleri Abhazya topraklarında da kendini göstermiştir. Sürgün Abhazya’daki yerli halkın topraklarından kopmasıyla dengeleri alt üst olan bir nüfus dağılımı sonucunu beraberinde getirmiştir. Abhazların %70’den fazlası Abhazya’dan sürünürken boşalan topraklara Ruslar, Gürcüler ve Kazaklar yerleştirilmiştir. Bugün dahil Abhazya’da sürgünün izleri silinmemiş olup Abhazlar kendi topraklarında olmaları gerektiğinden çok daha az bir nüfusu temsil etmektedir. 1930’lardan sonra egemen olan Stalin döneminde Abhazya için pek parlak sayılamaz. 1917’deki Sovyet ihtilali ile egemen devlet statüsüne kavuşan Abhazya 1930’da Stalin tarafından “Gürcistana bağlı Özerk cumhuriyet” hale dönüştürüldü ve bu topraklarda bu tarihten itibaren sıkı bir assilamasyon ve Gürcileştirme programı uygulandı. Sovyet rejiminin yıkılmasıyla birlikte Abhazya egemenlik deklarasyonunu yayınlayarak bağımsız bir devlet olduğunu ilan etti. Ancak Sovyet birliğinden ayrılarak tam bağımsız devlet olmak kararı alan Gürcistan yönetimi Otonun cumhuriyeti olarak kendine bağlı olan ve Gürcistanın Sovyetlerden kopmasıyla hukuken bu özelliğini yitiren ve sadece Sovyetlere ait bir özne konumuna gelen Abhazyanın bu kararını tanımadı. Bu anlaşmazlıkla başlayan ve fiili boyutlara ulaşarak bugüne dek binlerce kişinin ölümüne ve daha fazlasının yararlanmasına ve sakat kalmasına yol açan sıcak çatışmaların uzantısı olan siyasi belirsizlik ve uzlaşmazlık bugünde Abhazya topraklarında varlığını devam ettirmektedir. Sovyetler birliği döneminde Abhazya yazı ve edebiyat dili haline getirilmiştir. Ancak Stalinli yılların getirdiği Gürcileştirme politikası ülkenin dili üzerine yansıdı. Abhazcanın Apsuva lehçesi Gürci alfabesine uygulandı. 1940’lardan sonra Abhaz okulları Gürcici eğitimi adım adım geçtiğinden ve Abhaz diliyle çıkarılan yayınlar engellendiği için bu alfabe çok az kullanıldı. Sonraları şimdi de kullanılmakta olan Kiril alfabesinin temel alındığı 64 harfli alfabe kabul edildi. Bugünde yazı ve yazıl dili olarak Abhazca kullanılmakta olup eğitimde bu dilde yapılmaktadır. Abhazca Ubukhça ve Adigece ile birlikte Kafkasyanın Kuzey Batı dillerini oluşturur. Abhazca ikisi Kafkas dağlarının biri Kuzeyinde diğeri de Güneyinde (Abhazya) olmak üzere 3 ana kola ayrılır.
Kuzeydeki iki diyalektin adı:
1. Aşuva Diyalekti
2. Aşkaruva Diyalekti’dir.
Bu diyalektleri 40.000’ni Kuzey Kafkasya’da takriben 30,000’ni de Türkiye, Suriye, ABD gibi ülkelerde olmak üzere toplam 70,000 kişi kullanmaktadır. Güneydeki diyalekt Abhaz (Apsuva) diyalektidir. Bu dili kullananlar Abhazya cumhuriyetinde 105,000 kişi Türkiye’de 300,000 kişi Suriye, Abd v.b. ülkelerde yaklaşık 50,000 kişi olmak üzere toplam 455,000 kişi bu iki diyalekti kullanmaktadır. Abhaz dili 19.yy. sonu ile 20. yy başlarında yazılı hale getirilmiştir. Konuşulması ve yazılması güç fakat zengin bir dildir.Çerkes dillerinin hemen hepsinde görülen sözlü edebiyat üretme periyodu Abhaz dilinde de uzunca bir zaman sürmüştür. Yazılı edebiyata geçilmeden önceki dönemlerde üretilen edebiyat ürünleri arasında Nart destanları bilmeceleri atasözleri, ağıtlar, çocuk oyun ve şarkıları ve özellikle Abritskil destanı önemli bir yer tutar.